Social MediaMarketingBranding

Hakkımda


Utku Çakır

Utku Çakır

Merhaba, ben Utku.

İstanbul’da doğdum. Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümü mezunuyum. İlk olarak 2004’te, Habertürk TV’de Playout Operatörü olarak medya sektöründe çalışmaya başladım. 2004 ve 2007 yılları arasında çalıştığım medya sektöründe birçok farklı görev üstlendim.

Dijital iletişim kanallarının gelişimini takip ettiğim 2007 yılında, kendimi bu alanda da geliştirmek için Bilge Adam’da Web ve Grafik sertifikası aldım. Aynı yıl İtalyan spor giyim markası FILA’nın E-ticaret Sorumlusu olarak göreve başladım. FILA ile e-ticaret görevimin yanı sıra sponsorluk görüşmeleri, PR/Reklam Ajans Koordinasyonu, Geleneksel Medya Planlaması, Marka Konumlandırılması görevlerini de yapmaya devam ettim. Çalışma süreçlerinin başarısını ise dönemin en popüler dizisi olan Aşk-ı Memnu’da FILA markasının sponsorluğu ile kanıtlamış olduk.

Şimdilerde markaların birincil ihtiyacı haline gelmiş olan Sosyal Medya üzerinden İçerik Pazarlaması alanındaki ihtiyaç o zamanlarda niş bir alandı. Vizyonerliği ilke edinmiş çalışma prensiplerinin gerekliliğine uyarak FILA için sosyal medya içerik pazarlaması faaliyete geçirdim. FILA markası için belirlenen stratejiler, global çaptaki bütün işlerin Türkiye ayağı tarafından yürütülmesini sağlayan bir başarı kazandırdı.

Türkiye’de hala dijital hareketlenmenin geleneksel pazarlama stratejilerine tam olarak yansımamış olduğu 2008 yılının son çeyreğinde dijital pazarlama alanında kurumsallaşmaya gittim ve kendi sosyal medya ajansımı açarak sektöre giriş yaptım.

Daha sonra Google sertifika programları ile Adwords uzmanlığını da edindim. Sosyal sorumluluğu da elden bırakmadan Twitter’ı türkçeleştirmek için gönüllü olarak faaliyet gösteren bir ekibin içinde yer aldım ve Twitter’da Çevirmen Rozeti’ne sahip oldum.

Propel Istanbul adı altında başladığımız yolculuğa 2009 yılından itibaren Sihirbuzz adı ile devam ediyoruz. Sektörde birçok konuda ilkleri gerçekleştirirken onlarla birlikte yol aldığımız çözüm ortaklarımız arasında;

  • Turkcell Superonline,
  • Merinos,
  • Derimod,
  • Bambi,
  • HDI Sigorta,
  • Develi,
  • Marie Claire,
  • MinT
  • Beşiktaş Belediyesi gibi sektörde bilinen ve sosyal medyada parmakla gösterilen markalar yer alıyor.

Markaların dışında sosyal medyada önemli bir yeri olan “Celebrety”lerden Hazal Kaya, Buğra Gülsoy, Furkan Palalı gibi sanatçılara da sosyal medya danışmanlığı veriyorum.

Bahsi geçen markalar ve şahıslar ile ilerlediğimiz sürecin en önemli başarıları arasında ise;

  • Türkiye’nin ilk webisode’unu Turkcell Superonline ile çektik.
  • 2010 yılında Türk(çe) Twitter Uygulaması’nı hayata geçirdik.
  • Ekonomist dergisi tarafından, jüride Serdar Kuzuloğlu ve Yüce Zerey gibi isimlerin olduğu “En Sosyal 100 Marka” içerisinde Superonline ve Merinos da yer aldı.
  • Youtube’dan para kazanan ilk Türk firması 2011 yılında çalışmaya başladığımız Mint
  • Sosyal Medya Ödülleri’nde Buse Terim 2 kez ödül aldı ve 2018 yılında tekrar aday oldu.
  • Seksenler dizisi Sosyal Medya Ödülleri’ne 2 kere aday gösterildi.
  • 2015’te Beşiktaş Belediyesi siyasi kurumlarda aday gösterildi.

Hala tüm projelerime Sihirbuzz markası adı altında devam etmekteyim.

Neler Yapıyorum


Sosyal Medya Danışmanlığı

Sosyal medya danışmanlığı ile doğru hedef kitleye doğru mesajları güncel olarak iletin.

Web Tasarım

Web tasarım hizmeti sayesinde markanızın dijital yüzünü kusursuzlaştırın.

Marka Danışmanlığı

Markalaştırma sayesinde markanızın pazarda doğru ve güçlü rekabetçi payla var olmasını sağlayın.

SEO

SEO çalışması yaptırarak arama motorlarında birinci sırayı her zaman elinizde tutun.

İnternet Reklamları

İnternet reklamları ile ürün, hizmet, kampanya ve fırsatlarınızı hedef kitlenize anında ulaştırın.

İçerik Pazarlaması

İçerik pazarlaması yaparak ürün ve hizmetlerinizi anlatın, hedef kitlenizin ilgisini yakalayın.

Referanslar


Ne Dediler


Son Yazılar


  • 18 Eylül 2019

Tohum Gerçekleri

Dünyada kapitalizmin ele geçirdiği tohum sektörü yüzünden yavaş yavaş çeşitlilik tamamen azalmaya ve bitmeye başladı. Örneğin dünyada 544 lahana çeşidi varken, günümüzde sadece 44 adet lahana çeşidi kaldı. Diğerleri yok oldu, nesli tükendi. 158 karnabahar çeşidi vardı, 9 çeşit kaldı. 34 çeşit enginar vardı, 2 çeşit kaldı. 288 çeşit pancar vardı, 17 çeşit kaldı.

Nesli Tükenmekte Olan Sebzeler / Meyveler / Bitkiler

20. yüzyılda sebze tohumu çeşitlerinin %94’ü yok oldu. Tıpkı panda gibi, kutup ayısı gibi tohumlar da tehlikede.. Dünyada çok ciddi bir tohum kıtlığı var. Bunun en büyük sebebi, (aşağıda daha uzun bahsedeceğim) büyük firmaların hükümetleri arkasına alarak, tohumların genetiği ile oynayarak birçok soruna yol açması.. Önce bunu neden yapıyorlar? Para için ama konu daha derin. Örneğin karpuzun çekirdeğini eskiden toprağa gömüp tekrar karpuz alabilirdiniz. Artık almıyorsunuz, alamıyorsunuz. Bu firmalar karpuza (karpuz örnektir) domuz geni, insan geni (farazi) gibi genler ekleyerek, bu tohumun patentini alıyorlar. Yani bir buluş olarak belirleniyor. Sonra çiftçilere daha fazla verim alacağı söylenerek (evet, verimi fazla oluyor ama bağımlı hale geliyor anlatacağım) bu tohumlar veriliyor. Çiftçi haklı olarak daha fazla verim alarak, daha fazla para kazanmak istiyor. Yalnız sorun burada başlıyor. Çiftçi verim alıyor ama tekrar tohum almak zorunda kalıyor. Sonra tekrar, tekrar, tekrar… Artık tohuma bağımlı hale geldi. Diğer tohumlar da kalmadı. Ekebileceği bir tohum yok. Bu büyük firmaların tohumundan ektiği karpuzun çekirdeğini tohum olarak kullansa bile verim alamıyor.

Tohum ve Savaş

Tohumlar canlı embriyodur. Belli bir ömürleri vardır. 10 yılda 1 tekrar ekilerek, yeniden tohum elde etmek gerekir.  Ülkeler tohum bankaları kurarak, olası savaş durumunda kıtlığın önüne geçmeye çalışır. Amerika da Irak Savaşı’nda tohum bankasını yok etti. Bu bir savaş taktiği gibi görünmesine rağmen, 4000 yıldan günümüze gelen çok sayıda tohum çeşidinin yok olmasını sağladı. (Soner Yalçın’ın konu hakkında detaylı yazısı: https://www.sozcu.com.tr/2014/yazarlar/soner-yalcin/iraka-silahla-turkiyeye-yasayla-girdiler-647549/ )

Paul Bremer, işgalci Irak Geçici Koalisyon Güçleri’nin başına getirildi. Ve…
İlk yaptığı Irak’ın tarımına el atmak oldu; ABD tarım devi Monsanto’dan “Irak böceğine dayanıklı tohum” ithal etti ve köylülere bunu dayattı.
Köylülerin Monsanto’yla yaptığı sözleşmeye göre, tohumların bir kısmı bir dahaki hasat yıllarında kullanılmayacaktı. Yoksa, bir çuval tohum bedelinin 120 katı para cezası ödemek zorundaydı. (Irak’ı bilmiyoruz; Hindistan’da 2002-2007 arasında tefecilerden borç alarak, geleneksel tohumlardan daha pahalı GDO’lu tohumlar alıp iflas eden 200 bin köylü intihar etti; bir milyon köylü böbreğini sattı.)
Bu arada Paul Bremer, Iraklı köylülerin elindeki son doğal tohumları, insanlığın/yani kendi geleceği için Norveç’te 4.5 milyon tohum örneği bulunan, “Svalbard Kıyamet Tohum Deposu”na taşıdı!

(Burada bir not belirtmem gerekiyor. Hibrit Tohumlara geçilmesinin sebebi İrlanda’nın yaşadığı patates kıtlığı tarzı bir kıtlık yaşamanın önüne geçmek. Patates kıtlığı, patatese mantar bulaşması yüzünden olmuş ve 1 milyon insan açlıktan ölmüştü. Buradaki sorun devlet kendi hibrit tohumunu üretip, kendi tohum bankasını kurmalı ve buna uymalı.)

Svalbard Kıyamet Tohum Deposu

Henüz ne işe yaradığı belli değil. Söylediklerine göre, ülkelerin tohumlarına bir şey olursa bu tohumlar hayat kurtaracak. Ama kimin hayatı? Komplo teorisi gibi düşünebilirsiniz ama Mars’ta yeni bir hayat kurulup, dünyayı bir başına bırakmayacakları ne malum?

Tohum Hakkında Genel

Ateşle yayılan tohumlar var. Hayvanların tüylerine takılıp, ilerleyen tohumlar var. Bir hayvanın bağırsağından geçmeden filizlenemeyen tohumlar var.  21 saat bir baykuşun midesinde kaldıktan sonra filizlenen bir tohum var. Tohum, eski bitkinin yaşamıyla, yeni bitkiye armağan ettiği yaşam arasında bir geçittir. Her seferinde yeniden doğarlar.

Yeryüzünde yaklaşık 300 bin farklı bitki türü var. Bunların 30 bini yenilebilir. Bunların 120’sini düzenli olarak kullanılıyor. Ancak insanlığın büyük çoğunluğu fasulye, mısır, buğday, arpa ve pirinç gibi  10 tanesini yiyerek besleniyor.

Eskiden tohumları taşımak ölüm cezasıyla sonuçlanabiliyordu. Örneğin İtalyan pirincini Thomas Jefferson adlı diplomat, ceketinin cebine gizleyerek Amerika’ya götürmüş. Öldürülmemiş ama bu ciddi bir suçtur. (Konudan bağımsız, bildiğim kadarıyla İtalya’da 50 kadar pirinç çeşidi var ve pişirme yöntemine göre farklı pirinçler kullanılıyor. Daha tatmadığımız ve belki tadamayacağımız çok sayıda lezzet) Neyse, bu Jefferson tohumu Amerika’da üretmeye başlamış. 1890’larda 1 milyon paketten fazla tohum ülkenin her yanındaki çiftçilere ücretsiz tohum dağıtılmış. Amerika da eşantiyon tohumların dağıtılmasını engellemiş. Amerikalı şirketler tohumdan kar etmek için “öyle bir tohum icat etmeliyiz ki saklayamasınlar, tekrar kullanamasınlar” demişler.

Bu da Hibrit Tohum veya Melez Tohum’u doğurdu.

Hibrit Tohum – Melez Tohum – Yeşil Devrim

Melez mısır tarıma düşen atom bombasıdır. Yeşil Devrim, Kızıl Devrim’in karşıtıydı. Mesele dünyanın her yanında büyük tarım firmalarına yarayacak tohumlar geliştirmekti. Halk kapitalizmin sınırları içinde kalsın, isyan edip komünist olmasın diye ucuz yiyecek üretmekti. Yeşil devrim, köylü çiftçiliğinin yıllarca yıldır biriktirdiği bilgiyi alıyor ve çöpe atıyordu.

Yeşil Devrim ile tohumlar değişmeye başladı. Daha fazla kimyasalı kaldırıyordu. Savaş için kimyasal üreten şirketler, tarım için de kimyasal üretmeye başladı. (Hastalıklardan da bahsedeceğim oraya da ilaç üretiyorlar)

Yiyeceğimizi üretmek için kullandığımız tohumların %90’ı kimya şirketlerine ait. Kimya şirketi tohumlara sahip olduğu zaman hem tohumlara sahip olmak ister, hem de ürettiği ilaçlara. Tarım ilaçlarında ciddi oranda atrazin kullanılıyor. Bu atrazin meme kanserine ve düşüklere yol açıyor.

devam edeceğim – 30 dk.

Hastalıklar

GDO’lu Tohumlar

 

Bu yazı, aşağıda bulunan belgeselden yorumlanarak herkesin yararlanması için metin haline getirilmiştir.

KOMPLE KAYNAK: https://www.youtube.com/watch?v=gBc8y2S7oJw

DİĞER KAYNAK: https://www.youtube.com/watch?v=Y96qpqbIARk


[Toplam:0    Ortalama:0/5]

İkinci El Araç Alırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • 27 Ağustos 2019

İkinci El Araç Alırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

-Aracı ekspertize sokun. satıcının değil, sizin seçtiğiniz ekspertiz olsun.
-Satıcının, ekspertiz sahibiyle iletişime geçip geçmediğini gözlemleyin.
-Gerekirse başka bir ekspertize daha sokun.

(Ekspertizler çok güvenilir değil ve bir arabaya binlerce para ödüyorsunuz)

-Aracın kaput, tavan, bagaj boyalıysa ve araç alım-satımında acemiyseniz bu araçları tercih etmeyin.
-Aracın başka yerinde boya varsa, değerinin piyasa şartlarına göre daha düşük olacağını ve satarken zorlanacağınızı unutmayın.
-Aracın değişeni varsa, değerinin piyasa şartlarına göre daha düşük olacağını ve satarken zorlanacağınızı unutmayın.
-Aracın kaza geçmişi varsa, yetkili serviste mi, herhangi bir serviste mi tamir ettirildiğinin faturasını isteyin. (hatta mümkünse kaza fotoğraflarını isteyin)

Tramer kaydı yüksek gözüküyor olabilir, detaylı sorgulamanızda kaza yapan araçtan farzedelim sigorta 20 bin liralık hasar rakamı ödemiş, sigorta eksperi yenisiyle değişecek parçaları yazmış ama aracı yapan tamirci yeni orijinal parçaları kullanmadan ucuza mal edip çıkma parçalarla derme çatma toplayıp gelen yeni parçaları satabiliyor..

-Aracın bakımlarının nerede yaptırıldığını öğrenin (yetkili servisler pahalı bile olsa güvenilir. bir çok araç sahibi aracının bakımlarını yaptırmıyor ve bu motor ömrünü kısaltıyor.)

ilk aklıma gelenler sırasıyla bunlar.

Aracı satın alırken yedek anahtar yoksa, yedek anahtarı servis ile görüşerek kodunu iptal ettirin.


[Toplam:0    Ortalama:0/5]

Assos / Behramkale – Kadırga Koyu Tatili

  • 24 Temmuz 2019

Assos / Behramkale – Kadırga Koyu Tatili

Yorumlar

Önce yollardan bahsetmek gerek. Devlet, belediye hiç mi ilgilenmez? İlla birilerinin ölmesi mi gerekiyor? Daracık yollar, uçurum kenarından aşağı iniyorsunuz. Siftah otoparkta 20 Lira… Gelmeden önce yorumları kontrol etmeyi düşünmediğimizden, otoparkın orada Google Haritalar’dan nereye gidebiliriz diye birkaç yorum kontrol ettik.

Fiyatlar

Rıhtım Cafe 1.5 Puan, Uzun Ev Balık Restoran 3.6 puan, Assos Hotel 3.7 puan, Assos Kervansaray Restoran 3.3 puan, İskele Balık 3.9 puan… Hepsi çok kötü puan ver yorumlara sahip olduklarından oraya kadar gitmişken geri dönmeyelim diye göz kararı birine oturduk. Kalamar 50 TL, Karides 50 TL, Mezeler 15 TL, 2 kişilik salata 30 TL, Balık 130 TL, Coca-cola 10 TL… Bunlara ek olarak, personel bulmak tahminimce çok zor. Bu kadar niteliksiz olmasının başka açıklaması olamaz.

Kıssadan hisse, bu sistem tüm Türkiye’de uygulanıyor. Tatile geleni nasıl kazıklarız diye tüm işletmeler bir olmuşlar. Kimse gerçekten işini kaliteli yapmıyor ama iş para istemeye gelince, en fazlasını istiyor. Çünkü 10 tane alternatif var. Mecbur birisine gireceksin.  Bunu bilerek fiyatları çok yüksek tutuyorlar.


[Toplam:0    Ortalama:0/5]

İletişim


Adres

Dünya Ticaret Merkezi, EGS Business Park B2 Blok No:8‎

Telefon

(212) 463 71 03