Archive for Hikaye

Neyzen Tevfik ve Rakı

// Kasım 23rd, 2009 // No Comments » // Hikaye

Neyzen Tevfik rakıyı susuz içermiş ve içerken de gözlerini kapatırmış hep..

Sormuşlar, “Hayrola, neden kapatıyorsun gözlerini?” diye…

“Yahu” demiş, “Bilirsiniz, ben rakıyı susuz içerim.. Ama mereti görünce de hemen ağzım sulanıyor valla, elimde değil…”

Ölümlerini saklayanlar..

// Kasım 11th, 2009 // No Comments » // Hikaye

Bazı insanlar ölümlerini saklayarak birçok meseleden kurtulmanın yollarını arıyor. İşte size çok ilginç hikayeleri ile ölümlerini saklamış 6 insan örneği.

6- Amir Vehabovic gerçek arkadaşlarını bulmak istedi

45 yaşındaki Bosna Hersekli Amir 2007′de çok ilginç bir olaya yol açtı. Mezarcıdan mezar satın alan Amir bunuda toprağa gömdürdü. Birçok arkadaşına öldüğünü ve gömülü olduğu haberini yollattırdı. Haber yolladığı arkadaşları çok fazla değildi. Ama sadece cenazesine 1 kişi katıldı. O da zaten annesiydi. Gerçekten ağır depresyon sebebi bir olay. Eğer Amir ölümünün planını yapmamış olsa çok popüler bir kişilik olduğunu sanarak hayatının sonuna kadar yaşayacaktı. Aslında cenazesinde kim ağlayacak, gelecek ve başında durcak çoğu insan bunu görmek ister ve merak eder.

Bu tür bir numarada, iki sonuçta sizin yararınıza olmayacaktır. Çok insan cenazenize gelirse olayın aslını öğrendiklerinde sizden nefret edeceklerdir. Ya da Amir’de olduğu gibi 1 kişi gelirse yine sizden birçok insan nefret ediyor demektir.

5- Dianna Craven ilişkileri bitirme konusunda başarısız

5 yıldır sevgili olan Dianne ile Stuart’ın arasına ne yazıkki ölüm girdi. Ama ölmeden önce Dianne Stuart’a onun bebeğini taşıdığını söylemişti. Bir iş gezisi için başka bir şehire giden Dianne’nin peşinden giden Stuart kötü haberler orada kaşılaştı. Dianne’nin ölüm haberini alan Stuart hem çocuğunu hemde annesini kaybetmişti.

Dianne Stuart’tan intikam almak için hem ölüm haberi hem de çocuğu olacağı haberini uydurmuştu. Ama Dianne sadece bu yalanı 2 yıl saklayabildi. 2 yıl sonra Stuart bir internet sitesinde dolaşırken Dianne’nin profilini ve gayet canlı yeni halini gördü.

4- Faturalar yüzünden öldü

Chicago şehrinden bir danışman olan Corey Taylor’da çok farklı bir nedenden dolayı kendi ölümünü planladı. 2007 yılında ölüm haberini faksla birçok şirket ve arkadaşına çekti. Hatta cep telefonuu şirketine bile. Ayda 175$ cep telefonu faturası ödeyen Corey kendi ölüm haberini bu yüzden uydurmuştu. Öldüğünü bildirip fatura derdinden kurtulmayı planlayan danışman bir süreliğine de olsa şirketi aldatabildi. Ama daha sonra capcanlı birşekilde yaşadığı anlaşılan danışmana şirket tarafından büyük bir dava açıldı.

3- İşten çıkmak için öldü

1997 yılında başarılı bir avukat olan İskoç Alastair Liddle eve dönerken eşine haber verdi ama o gece evine dönmedi. Ve hiçbir iz bırakmadan kayboldu. Kaybolduktan bir yıl sonra ortaya atılan bir dedikodu gerçekten ilginçti. 43 yaşındaki avukat evine dönerken bölgede birçok bataklığın olduğu bir yerde mafya tarafından öldürülüp cesedi yokedilmişti. Aslında olayın gerçek yüzü şöyleydi: Ortadan kaybolmadan önceki saatlerde karısını aradıktan sonra cep telefonunu bataklığa atıp yanında biraz parayla İngiltere’ye kaçmıştı. İngiltere’nin Cornwall şehrine kaçan avukat artık hayalindeki mesleği yapmak istiyordu. Bu yüzdende İngiltere’nin en güzel çiçeklerinin yetiştiği şehri Cornwall’ı seçmişti. Orta halli bir çiçekçi olabilmek için.

Avukatın kimliğini gizleme hayali bir sonraki sene suya düştü. Bir trafik cezası yüzünden gerçek kimliği ortaya çıkınca İskoçya Hükümetine haber verildi. 2 ay hapis yatan Alastair’in neden işini değiştirmek için bu kadar riske girdiği halen bilinmiyor.

2- Eşşek şakası

1980 yılında 50 yaşındaki film yapımcısı Alan Abel ani bir kalp krizinden öldü. Ölüm onu yeni filmi için mekan ararken Utah Abd Sundance’de bulmuştu. Ölüm raporuna göre dağlarda kayak yaparken kalp krizi geçirmiş ve ölmüştü. Öldüğünde cesedi yanında kayak takımları haç şeklinde karda duruyordu. Alan Abel ölüm haberinin The New York Times Gazetesi’nde böyle yayınlanmasını istedi. Ünlü film yapımcısı yalan ölüm haberi ve olayı için birçok arkadaşı ve etraftan tanıklarla anlaşmıştı.

Şakası için 6 ay plan yapmıştı ve sonunda dünyanın en büyük gazetelerinden birini kandırmayı başarabildi. Ölüm haberini The New York Times’a bastırttığı gün başarıya ulaştı.

1- Bennie Wint

29 yaşındaki Bennie Wint ve nişanlısı 1989 yılının Kasım ayında Daytona Beach’te evlenmek üzere yola çıkmışlardı. Daytona’da tatil yapan çift denize girmek için sahile gitti. Bennie suya girdi ve ortadan kayboldu. Bennie için çıkan söylentiler arasında boğulduğu yada köpekbalıkları tarafından parçalandığı vardı.

20 yıl boyunca saklanan Bennie’nin asıl nedeni uyuşturucu kullandığı için polisin sürekli onu aradığını zannetmiş olmasıydı. Nişanlısı ve kızını 20 yıl boyunca boşuna yalnız bırakmıştı. Polis halbuki onu hiçbir suçtan dolayı aramıyordu

Uzun bir aradan sonra

// Kasım 1st, 2009 // No Comments » // Diğer, Güncel, Hikaye, Kişisel, Moda, Muzik, Reklam, Sinema, Tasarım, Teknoloji, Web, Wordpress, İstanbul

Yine, yeni, yeniden…

Daha önceki hosting şirketim ile yaşadığım sıkıntılardan ötürü uzun süredir sayfamı yenileyemiyordum. Sunucumu taşımam ile birlikte yeni makalelerime yine utkucakir.com ‘dan ulaşabileceksiniz..

Sayfanın %85′lik kısmını bitirdim.

Sayfada kullandığım tema; irreversible woo themes
Sayfada kullandığım eklentiler; wp-useronline, wordtube, twitter-tools, translate, subscribe (hala aktif değil), contact form 7, wp_related_posts
Sağ tarafta gördüğünüz Twitter, Facebook, Friendfeed, Linkedin ikonlarını www.iconspedia.com ‘dan aldım. Eğer bir ikon ararsanız ilk ziyaret etmeniz gereken yer…

Türkçeleştirme yaptıktan sonra sitenin %95 duruma geleceğini düşünüyorum. Kategorileri parçaladım ve yeni bir kategori sistemi yapmayı planlıyorum. Eski bir makaleye ulaşmak isterseniz, ‘Diğer’ başlıklı kategoriyi incelersiniz…

Bir gün Çin İmparatoru

// Mayıs 8th, 2009 // No Comments » // Hikaye

Bir gün Çin İmparatoru bir yere gitmiş… Hangi ülkeler savaşta diye sormuş. İsrail ve tüm arap ordusu cevabını almış. İsrail ordusunda kaç asker var demiş. 200.000 cevabını alınca, hangi otelde kalıyorlar diye sormuş :)

Öğrenecek çok şey var

// Nisan 13th, 2009 // No Comments » // Hikaye

Turkiye, Amerika, Kanada, Avustralya gibi 200 etnik insanin yasadigi ulke degil.

Almanya’da yasayanlar, Almanyali degil, ALMAN’dir.

Fransa’da yasayanlar, Fransali degil, FRANSIZ’dir.

Italya’da yasayanlar, Italyali degil, ITALYAN’dir.

Turkiye’de yasayanlar, Turkiyeli degil, TURK’tur. NOKTA
Ibrahim Oner

Atatürk’ten muhteşem bir ders Atatürk’ten muhteşem bir ders

Konu azınlıklar. İnönü bir yasa çıkarmaya hazırlanıyor. Atatürk’ün huzuruna çıkıyor. Bu muhteşem anekdotu okuyun deriz!

Bugünlerde “özür diliyoruz” kampanyası ile Türkiye yine bir “azınlık” sendromu yaşamaya başladı. İşte bu dönemde Atatürk ile İnönü arasında yaşanan bir olay ders niteliğinde.
Başbakan İnönü saat 18.00 sularında Florya Köşkü’nde Atatürk’ü ziyaret etmiş:
- Hayırdır İsmet… Habersiz geldin.
- Paşam, azınlıklar meselesi… Konuyu Meclis’e getireceğiz… Ne diyorsunuz?
- İsmet bugün geç oldu… Yarın sabah erkenden gel, konuşalım.

İnönü çıkınca Atatürk “bütün görevlileri” toplamış:
- Sadece laleler kalsın… Bahçedeki diğer bütün çiçekleri sökün, atın… Derhal.
İsmet Paşa sabah gelmiş, bahçenin “halini” görmüş ve “görevlilere” sormuş:
- Ne oldu böyle?
- Gazi Paşa Hazretleri emrettiler, söktük.
Başbakan İnönü, Cumhurbaşkanı Atatürk’ün odasına girmiş:
- Paşam, bahçenin durumu nedir?
- Azınlıkları söküp attım İsmet.
İnönü “anladım” dercesine başını öne eğmiş:
Atatürk:
- İsmet, ben “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözünü boş yere söylemedim… Kendini Türk hisseden herkes bu vatanın öz evladı… Ben hayatta olduğum sürece bu böyle bilinsin…

Ve sakın azınlıklar ile ilgili bir kanun çıkarılmasın.

“Bunları” dün bize Ateş Ünal Erzen anlatıyor. “İnan Kıraç’tan dinledim” diyor.

Belediye Başkanı Erzen, Ermenilerin “Sevgi Sofrası” adını verdiği kutlamalarda bu “olayı” anlatmış.

Tuzlu Kahve

// Ocak 31st, 2009 // No Comments » // Hikaye

Kıza bir partide rastlamıştı.. Harika bir şeydi. O gün peşinde o kadar delikanlı vardı ki.. Partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti. Kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine şaşırdı, ama tam bir kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. Hemen köşedeki şirin kafeye oturdular. Delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu. Onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı…
(daha fazla…)

Osmanlı’nın adaleti

// Ocak 31st, 2009 // No Comments » // Hikaye

19.yüzyılda Almanya’nın Mülhaym şehrindeki Ren nehrinin bir yakasında Almanlar, öbür yakasında da Fransızlar oturuyordu. Fransızlar, her sene nehrin Almanlardaki kısmına geçip mahsulün tümünü toplayıp götürüyorlardı.
(daha fazla…)

Hıncal Uluç ve kolejli kız

// Ocak 31st, 2009 // 1 Comment » // Hikaye

Universiteli delikanli Kolejli kıza bir voleybol maçında rastladı.Okul salonundaydı maç Tribünsüz,minik bir salon.. Seyircilerle, oyuncular arasında, sahanın çizgisi vardı sadece.. O kadar yakındılar..Delikanlı, bu tatlı, bu güzel, bu dünyalar şirini kızı ilk defa göruyordu takımda.. Hoşlandıgını, ena halde hoşlandıgını hissetti. Az sonra bir şeyi daha hissetti. Uzun zamandan beri maçı degil, o güzel kızı izlediğini.Kız servis atarken hemen önunden geçti. Göz göze geldiler..Kız gülümsedi.. Delikanlı, çok populerdi o yıllarda.. Kız onu tanımış olmalıydı.

(daha fazla…)

Bir adam vardı canı sıkılan

// Ocak 31st, 2009 // No Comments » // Hikaye

Bir reklam kampanyasının sloganı olarak kullanılan ‘Canı Sıkılan Adam’ı, 1974’teki Eurovision için besteleyen Esin Afşar, “Şarkı Türkiye’ye birkaç beden büyüktü”
(daha fazla…)

Stanford Üniversitesi

// Ocak 31st, 2009 // No Comments » // Hikaye

Kaba saba, soluk, yıpranmış giysiler içindeki yaşlı çift, Boston treninden inip utangaç bir tavırla rektör’ün bürosundan içeri girer girmez, sekreter masasından fırlayarak önlerini kesti… Öyle ya, bunlar gibi ne idüğü belirsiz taşralıların Harvard gibi üniversitede ne işleri olabilirdi?

(daha fazla…)