Televizyon Reklamının İnternete Etkisi

yazan: Ağustos 17th, 2010. kategori: internet pazarlama reklam

Televizyon kanalları aktif olarak izleyicilerini internete yönlendiriyor. Hem ölçümleme yapmak, hem de internetin geleceğini bildiklerinden dolayı…

Yalnız en çok kullanan acunmedya.com ‘da ki Survivor, Kanalturk.com.tr ‘teki, ntvspor.net ‘te yapılan anketlerde kullanılan oylara bakılarak TV ‘den internete yönlenen kişi sayısının azlığını farkedebiliyoruz.

Aslında olay izleyici kitlesinde bitiyor.

Disco Kralı’nda Okan Bayülgen bir web adresi söylediğinde o site kilitleniyor. Aynı durum Beyaz Show için de geçerli..

O yüzden bu tarz reklam verirken yaratıcı olmak gerekiyor. Yaratıcılıktan kastım çook farklı birşey düşünmek değil. Basit ve direk bir yolla izleyiciyi hedefe ulaştırmak.

Robinho Beşiktaş’ta

yazan: Ağustos 17th, 2010. kategori: genel

Mı?

Ben dahil bütün Beşiktaş taraftarları Yıldırım Demirören ve ekibinin Quaresma ve Guti transferinden sonra beklentileri yükseldi. Robinho, Adebayor isimlerinin Türkiye ‘ye gelebileceği bize artık imkansız gelmiyor.

Dün gece TRT ‘nin açıkladığı haberden sonra, Lig Radyo ve Medyafaresi haberleriyle Robinho ile anlaşıldığına iyice inanmaya başladım. Eğer bu transfer gerçekleşmişse Beşiktaş yönetimini gerçekten transferler için kutluyorum.

Gerçi şöyle bir durum da var.. Acaba ne kadar para harcadık? Geri dönüşü olacak mı?

Amannn bunları yöneticiler düşünsün. Robinho gelsinde gerisi umrumda bile değil.

FILA – Emre Çağlar Cumhuriyet Röportajı

yazan: Ağustos 16th, 2010. kategori: kişisel moda

FILA, en son teknolojiyi ve özel tasarımlarını bir araya getirerek 70’leri bugünlere taşıyor. Sevilen marka 70’lerden esinlenerek oluşturduğu koleksiyonuyla sizlere rahatlık ve stili bir arada sunuyor. Koleksiyon; ‘Performans’, ‘Vintage’, ‘Heritage’olarak 3 gruba ayrılıyor.

Performans&Tenis: İleri teknoloji kullanılarak oluşturulan ‘tenis’ serisinde dikişsiz ve nefes alabilen kumaşlar kullanılırken stil ve trendler de göz önünde bulunduruldu.

Heritage: İtalyan stilini ‘Vintage’ ve ‘Cotton’dan esinlenerek ve teknolojik standartları kullanarak şekillendiriyor. Farklı çizgideki sweatshirt ve pantolonları ise tenis raketlerini bir kenara koyduğunuz zaman da harika gözüküyor.

Vintage: Bu sezon ‘Old-Style’ tarzı ve yılın moda trendlerini harmanlıyor.

FILA’nın yeni koleksiyonu ve Türkiye’deki gelişimini FILA Yönetim Kurulu Üyesi / Dış Ticaret Uzmanı Emre Çağlar ile konuştuk.

1- FILA aslında İtalyan markası. Türkiye’deki gelişimi nasıl oldu?

FILA sizinde bahsettiğiniz gibi bir İtalyan markası. Tarzının bir kısmını italyan tasarımcılardan alıyor fakat merkezi artık İngiltere’de bulunuyor. Planet Sports olarak Yönetim Kurulu Başkanı Suphi Çağlar ve Planet Sports Genel Müdürü Ertuğrul Yılmaz, Türkiye’de yankılanacak bir marka getirmeyi planlıyorlardı. Bu sıralarda FILA’nın Türkiye’de mümessili olmadığını
öğrendik ve bu görevi üstlendik.

2- FILA giyim tekstilde hangi noktada?

1911 yılından beri, 100 yıldır dünya üzerinde var olan bir markadan bahsediyoruz. Döneminin en iyi ve en kaliteli markalarından… Aynı kalitesini günümüze de yansıtıyor. Takdir edersiniz ki Türkiye pazarında 7 yıldır yoktu. Fakat halen insanların üzerlerinde ve akıllarında FILA
markasını rahatlıkla görebilirsiniz. Ayrıca marka yeni ürünlerle eski kalitesine teknolojiyi ekleyip, İtalyan tasarımlarıyla canlılık kazandırıyor ve dünya çapındaki ürün çeşitliliğini güçlendiriyor.


3- FILA için Türkiye’de 30 mağaza açılması hedefleniyor. Mağazalarda aranan özellikler neler?

Spor giyim pazarının büyüklüğü 1.5 milyar lirayı aştı. Pazarın bir iki yıl içinde 2 milyar lirayı aşması bekleniyor. İşte bu tablo hem mevcut oyuncuları yeni yatırıma zorluyor hem de yeni oyuncuların pazara girmesine neden oluyor. Bu yeni oyunculardan biri de Planet Sports. Ertuğrul Yılmaz ve Suphi Çağlar tarafından kurulan şirketimiz, yapılanmasını yeni tamamladı ve franchise vermeye başladı.

İlk sermaye: 100 bin TL

Uygun lokasyon: Popüler AVM’ler ve seçkin alışveriş caddeleri

Ciro hedefi: Aylık 80 bin lira ile 100 bin lira arasında

Kâr imajı yüzde 100

Bayilerde aranan özellikler: Marka bilinci yüksek ve markayı temsil
edebilecek, parekendeyi iyi bilen bu işi profesyonelce yapmak isteyen
kişiler.

5- 70′ler yani ‘Lifestyle’ koleksiyonunda müşterilerinize ne vaad ediyorsunuz? Müşteri bildiğimiz FILA’nın dışında bu koleksiyonda ne bulacak?

Retro yeni yüzü ile karşınızda. FILA ‘nın en meşhur koleksiyon aralığı 1976-1980-1982 yıllarındaydı ve koleksiyonların eski tasarımları baz alınıp yeni versiyonları günümüze uyarlanıp tekrar satışa sunuldu. FILA aslında bir spor markası olarak akıllarda kaldı. Fakat ürünlerin yüzde 60′ını Lifestyle koleksiyonu oluşturuyor. FILA bir spor markası diye anılmak yerine, spor giyim markası diye anılmak istiyor.

6- Koleksiyonu üçe ayırdınız. Tenis & Performans, Heritage, Vintage… Bu üçlünün birbirlerinden farkı nedir?

En bilinen koleksiyonumuz Tenis & Performans. Şu anda Dünyaca bilinen Clijsters, Kuznetsova, James Blake gibi ünlü tenisçilerin sponsorluğunu yapıyoruz. Heritage koleksiyonu FILA ‘nın Lifestyle modellerinin daha genişleterek müşteriye sunulmuş hali.. Vintage ise daha önce bahsettiğim gibi retro tarzından oluşuyor. Eskilerin günümüze uyarlanmış tasarımlarıyla karşınıza çıkıyor.

7- Spor giyimde yılın trendi sizce nedir?

Spor giyimde son iki yıldır Lifestyle ‘a kayan bir çizgi var. Her çeşit spor ayakkabısı kot pantolunun altına giyilebilir hale geldi. Sadece biz değil, her marka da bu ince çizgiyi geçmeden Lifestyle ve Spor Giyim arasındaki sınırın dengesini sağlamaya çalışıyor. 2011 yaz koleksiyonumuzda Celery Blue ve Blazing Yellow renklerinin yoğun olduğu bir FILA koleksiyonu göreceksiniz.

8- FILA, özellikle spor giyiminde kumaş seçiminde sağlığa ne kadar önem veriyor?

Sağlığa diğer markalar kadar, belki de onlardan daha çok önem veriyor. FILA dünyanın önde gelen tekstil teknoloji şirketi 3M ile işbirliği içerisinde bulunuyor. Kullanılan kumaşlar nemin daha hızlı hareket etmesini sağlıyor. Ayrıca tenin nefes almasını sağlıyor. Bunlar sayesinde bakteri birikimini ve cilt tahrişini en aza indiriyor.

9- Bir müşteri neden FILA’yı tercih etmeli?

Çünkü müşterisini yarı yolda bırakmayacak nadir markalardan birisiyiz. 100 yıla yakın geçmişimizin verdiği güven haricinde herkese ve her keseye göre bir ürün bulunuyor. İtalyan tasarımlarını en uygun fiyatlarla sunuyoruz. Çok geniş bir koleksiyonumuz olduğundan her yaşa ve herkese göre ürünlerimiz mevcut. Ayrıca Casual ürünlerimiz görülmeye değer.

10- FILA ürünlerine nereden ulaşabiliriz?

Seçkin bayilerde, YKM, Boyner, Centro mağazalarından ulaşabilirsiniz. En yakın zamanda açacağımız ve müşterilerimizin kendini evinde gibi hissedeceği konsept mağazalardan ve www.planetsports.com.tr adresinden de ulaşabileceksiniz. Eski FILA severleri ve yeni müşterilerimizi bekliyoruz.

Pınar Dumlupınar

http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=163712

Survivor Kızlar Erkekler

yazan: Ağustos 15th, 2010. kategori: genel

TV izlemekten her ne kadar nefret etsem de Survivor ‘ı izlemeden duramıyorum. Son bölüme istinaden iki üç şey karalamak istedim.

Şimdi o kağıda neden Başak yazdı hepsi? Çünkü biliyorlardı ki Merve Başak ‘ın karşısına Oğuzhan ‘ı çıkartıp Başak ‘ın elenmemesini sağlar.  Halbuki Merve onların bir iki gülümsemesine kanacak kadar aptal değildi. Seda ‘nın, Gizem ‘in intikamını alacaktı.

Asıl hain İhsan’dır. Başak ‘a aşık oldu. Asılıyor. Sırf bu sebepten Oğuzhan ‘ı sattı. Başakla beraber olup Oğuzhan yazdılar…

Eğer Ertan ve Aydın ‘da hain olsaydı ve Oğuzhan ‘ı yazsaydı; O zaman ne olacaktı? Merve karşısına kimi çıkarırsa çıkarsın hain olacaktı. Kendi yaptıkları gözardı edilecekti. Merve ‘yi her türlü günah keçisi ilan edeceklerdi.

Ben inanıyorum ki iyiler her zaman kazanır.  Merve bu hırsla, inatla finale kalmıştır. Program formatınında şu anda düello usulüyle ilerlemesinden dolayı bu hafta dokunulmazlığı kim kazanırsa kazansın Merve ‘nin karşısına Oğuzhan ‘ı söyleyecektir.

Çünkü işin ucunda para var.

Madem İhsan o kadar delikanlıydı niye oyunu bırakıp Başak’ın kazanmasını sağlamadı? Size yemin ediyorum, gerçekten seviyor olsam direk yarışmayı bırakırdım o devam etsin diye…

Bunun adına gurur diyorlar..

Gereksiz bir post

yazan: Ağustos 15th, 2010. kategori: genel

Dost Kazığı… Orjinal ismi ‘How to lose friends and alienate people’…

Filmin konusu; Sidney Young hem ün sahibi olmaya çalışan, hem de bu ışıltılı dünyayı hakir gören düşkırıklığına uğramış bir entelektüeldir. Alternatif dergisi Post Modern Review medyadaki ünlüleri rahatsız etmektedir. Ancak kendisine taban tabana zıt bir mufazakar New York dergisinden iş teklifi gelince, bir anda işler karışır. Kendisini New York’ta bulan Sidney, küçümsediği bu ışıltılı dünyanın artık tam göbeğindedir.

Filmi az önce izledikten sonra kendimi Sidney Young gibi hissetmeye başladım. Haberturk.com ‘da haberleri okuyordum. Şirin Ediger röportajı vardı. Kendisi Okan Bayülgen ‘in dördüncü eşiymiş. Bir önceki eşini biliyorum ‘Dominant Abla’ fakat diğer iki tanesini merak ettim. İsimlerine ulaşamadım. Oradan Okan Bayülgen ile ilgili bir haber yapmış ayakligazete.com ‘un sayfasına girdim. Zeynep Beşerler Berk Oktay ile berabermiş. Sonra öğrendim ki Berk Oktay ‘da bir ara Saba Tümer ile birlikteymiş.  Saba Tümer 1970, Berk Oktay ise 1982 doğumlu.

Bana mı düşmüş bunu yorumlaması? HAYIR.. Ama ‘vay arkadaş ya’ nasıl bir mide var sizde?

ALL, Dergisi

yazan: Ağustos 13th, 2010. kategori: kişisel

Bu sabah ALL, Dergisi’nde Ensar Altun ile görüşmem vardı. Kendisinden iş ile alakalı bir konuda yardım istemiştim. Seyrantepe ‘yi çok bilmediğimden ilk başta giderken zorlandım. Binalarının üstünde de kocaman ‘10′ yazmasının haricinde ALL, ile ilgili bir görsel bulunmuyor. Eskiden olsa burada çalışılmaz diye düşünürdüm. Fakat şimdi metro ve Türk Telekom Arena ‘nın yapılması ile merkezi bir yer haline geliyor. Yakında stadyumunda etkisiyle plazalar, siteler kurulmaya başlayınca tadından yenmez bir hale gelir.

(Hayatımda ilk defa Tatlıses TV ‘nin önünden geçtim. Geçerken EŞEK kadar bir İbrahim Tatlıses ve oğlu İdo ‘nun fotoğrafı bulunuyor. Bunun sebebini bilen var mı?)

Damla ile beraber binadan içeri girip, ikinci kata çıktık. Çalışma ortamlarına ben bayıldım. Sade ve klas duruyor. Ensar Bey ‘in odasına geçip fazla vaktimiz olmadığından direk konuya geçtik.

(Bu kısımları geçiyorum)

Ensar Bey ‘in odasında panosuna astığı ALL, Dergisinin 3. yıl davetiyesi gözüme çarptı. Kendisi davetiyeyi gösterdi ve gerçekten fikre bayıldım. Öncelikle ön kapakta ‘3 Yıl ALL, DU’ yazıyordu. Basit ama ince düşünülmüş bir fikir olduğumdan çok beğendim. İçeriğinde de davetli misafirlerin isimleri ve eğer davetiye benim adıma gelmişse Utku Çakır adı kırmızı renkli yazıyormuş. Bu fikride çok başarılı buldum.

Oradan çıkıp Aylin Hanım ile tanıştık. Bengisu Hanım ile tanıştık. Kendileride çok güleryüzlü karşıladılar bizi…

Konuyu uzatmadan da noktalıyorum. Kesinlikle mütevazi, sıcakkanlı ve iyi niyetli insanlar olduklarına karar verdim. ALL, Dergisini okumak, takip etmek, reklam vermek için bir neden daha çıktı…

Keşke tüm dergi, gazete ve tv çalışanları bu kadar güleryüzlü olabilse..

Moda Renkler

yazan: Ağustos 4th, 2010. kategori: moda

Bu kış gri ve bakır rengi genel olarak ürünlerde çok kullanılıyor. Bu konularda uzman olmasam da kendimde birşeyler karalamaya çalışıyorum. Uzun uzadıya yazmayacağım. Puma ‘nın iki modelini aşağıya koydum ve şahsi fikrim çocuk ayakkabısı gibi.. Ayrıca 2-3 kere giydikten sonra o parlaklıktan eser kalmayacağınıda düşünürsek herhalde almam.

Toplam 6 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345...Son »